Image Hosted by ImageShack.us

Profilim

ALLAH'IN BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN.. BEYZANUR57

En Son Yazdıklarım

DUYURU
Başlıksız
Başlıksız
unutma dostum
küçük dostum...
aşka dair
BİR DOST ...
PAPATYA VE KELEBEK
can dostum'a Rukiyece ;)
ÇİÇEK İLE SU
HİCRİ YILBAŞINIZ MÜBAREK OLSUN
HİCRİ YILBAŞINIZ MUBAREK OLSUN
Kalp kalbe karsi derler
biz dostuz
dosta şiir
DOSTUM'A
dostluk
DOSTUM'A
DOST
istanbuldan çıktım yola
peygamber efendimizi ağlatan hadisler
MENZİL
GÜL VE BÜLBÜLÜN MUHABBETİ
YILBAŞI VE MÜSLÜMANLIK
dostum'a

Dostlarım

GOZYASLARIM66
dantelperde
BasortuM
HAYATINGERCEGI
benimkendidunyam
filiz70
yolcugidiyor
esmaveda
dergahli
zerirem
keremcem06
sirad
benimdunyam80
MiissBusra
HazanMevsimleri
neyzen53
Caferi
fatimaa
kalpsevmektenyorulmaz
kahvebeyazz
incitanembenim
hakikatburada
neyevurgun
LeyLi
me00905359237833
nurcuu
serol43
yenikonakgenc
merdiozan
RuKiYeCe
nuralemi
rumuzsehadet
mekanimsinop
herneysem
KaLeNDeRR
hidayetsaati
200734
siradigonul
sthanimhanima
Ozdemir
sonyolcu38
yezdanla
hacettepeli
mnelam
birdiyar
gencdergisi
hisari
nezaketbolat1
yusufsinanoglu
resulsevdasi
sbullock
guleferman
sessizgecelerim
zamanyagmuru
kitabooku
turankuzu
izmirlinurcular
sohbetsevenler
yenikonakligencc
sonsuzlukkervani
sessizciglik1
sudenaz002
vanarvas
hasanbeyan
duakarasin
vezirhan
ResuleVuslat
destebasi

1incitanem
resulevuslat2
bizimada
sentsllo
cennetkokusu
gulivahdet
saadetimm
dantelanlasana
edebiyatkosku
gonulcalan
nurBOZKURT
ehlibeytdosttlari
rufeydem
mehmetorhandurdu
kalemkari
kalpsevmektenyorulmaz2
dantelimceyizim
saclariniz
beyonceresimleri
teknikpcdersleri
yazyagmuru2
nurluyollar
nurcity
lila86
kerrar
farenjitnedir
bizbize8100
kaprislikalp
Kardelensiz
yagmur932
menzilinyolu
sevdaliiiii
philton
kesintisizguckaynagi
webmasterkaynaklari
linux
sasadel
4yuzesra
ankebut
renklisesnet
YEZDAN
ezelinur23
danteliplik
saadi
ruhsaldr
ravend
seninimyarabbiaffet
turbantasarim
arzumhobiler

Saatim

DESTEKLEYEN KALPSEVMEKTENYORULMAZ


Nisan 24, 2008 - DUYURU

ARKADAŞLAR YENİ SİTEMİZ ACILMIŞTIR HERKESİ ORAYA BEKLİYORM

                                             www.karagumruktuba.somee.com:

Yorumlar (0) Yorum Gönder! Bağlantı

Mart 17, 2008 -

SON GÖRÜŞTE AŞK

Yürüdüğümüz sokaklar, okuduğumuz kitaplar, soluduğumuz hava, yaşadığımız dünya aşklaşmalar kusuyor. Herkes her yerde âşık olduğunu söylüyor. Aşkı anlatan kelimeler tüm dünya dillerinde en çok kullanılan kelimeler oluvermiş.

Popüler Kültür: Son Görüşte Aşk Bir boşluk ki asla bitmeyecek
Her şey bir anda anlamsız gelecek
İşte biz o gün tükeneceğiz…(Sezen Aksu)

Yürüdüğümüz sokaklar, okuduğumuz kitaplar, soluduğumuz hava, yaşadığımız dünya aşklaşmalar kusuyor. Herkes her yerde âşık olduğunu söylüyor. Aşkı anlatan kelimeler tüm dünya dillerinde en çok kullanılan kelimeler oluvermiş. Metroda, otobüste, çimenlerin üstünde, cami duvarında, şurada, burada hep bir aşkalaşım çabası. Yalancıklar sarmaş dolaş kelimelerle birbirleriyle ahitleşiyorlar. İki kelimeyi edebiliyorsan aşk imanına erdiğin varsayılıyor. Keşke diyorum keşke ama nerede?
Aşkı o kadar tarif eden insan var ki bu kadar varlık içinde aşkın olmadığını fark etmekte çok zorlanıyoruz. Evet, iddiaya girerim âşık olduğunu söyleyen milyonlarca insan bulabilirim.  Ama gerçekten âşık olan bir insan bulmak o kadar çok zor ki. Hz Mevlana’nın hikayesinde gece yarısı elinde ışıkla dolaşan kişi, aslında adam diye âşık mı arıyordu? Kim bilir belki âşık arıyordu ve bu soruyu sorduğu anda bulmuştu aradığını.
Neden insanlar giymediği bir gömleği giydiklerini iddia ederler ki? Bunun iki sebebi olabilir ya hissiyatlarını kaybetmişlerdir, gömleksizken üzerlerinde gömlek olduğunu zannederler. Ya da başından beri gömleğin ne olduğunu bilmiyorlardır ve farklı bir şeye gömlek muamelesi yapıyorlardır.
İlk bakışta herkesin hissiyatını kaybettiğini düşünebiliriz; fakat bu çok da gerçekçi olamaz. İnsanlar hissiyatlarını kaybettiklerinde içgüdüsel hareket ederler ancak hissiyatını kaybettiğini varsaydığımız aşklaşmalar içgüdüsel değil dış güdüsel olarak hareket etmekteler. Gömleksizliğini bildiği halde göstermelik gömlekli rolü yapmaktalar. Bir film seti düşünün herkes rol yapıyor ama film bittiğinde de bu rollerini başka filmlerde de devam ettirmek istiyorlar. Bu çılgınlığa akıl sır erdirmek mümkün değil.
İnsanların başından beri gömleğin ne olduğunu bilmediği meselesine gelince bunun çok doğru bir bilgi olduğunu fark etmek biraz zaman alabilir. Çünkü bilginin hep biriktiği varsayılır fakat bu birikimin nasıl hayata geçirildiği -teferruatta kalacağı düşünülerek- pek işlenmez. Evet, bilgi hep artar ama arttıkça eksilen bilgi de vardır. Savaşlar tarihin süpürgeleridir. Sadece kitaplar yakılıp yıkıldığı için değil kulaktan kulağa öğretilen bilginin sahipleri vaktinden evvel öldürüldüğü için de bilgi eksilebilir. Burada kader inancımızı tartışmıyoruz elbette ölenlerin ecelleri o anda  gelmiştir. Ama yazacak, anlatacak vakitleri kalmamıştır.
İnsanlık her savaş sonrası başa döner. Daha büyük ve güçlü silahlar üretirler ama silah üretirken kaybettikleri şey silahın ateşleme mekanizması değildir ya da balistikle, tahrip gücüyle alakalı bir şey değildir. Kaybedilen şey: İnsani duygulardır. Acımak, gönüllülük, fedakârlık, cesaret, onur ve belki de aşk gittikçe azalan duygulardır.
Bir şehir yok edilirken nükleer bomba taşıyan uçağın pilotları, o şehirdeki insanların ne yaptığını göremez onların acılarına, onların mutluluklarına, fedakârlıklarına, cesaretlerine şahit olamaz. Bunu yazarken Son Samuray filminin birçok sahnesi de hayalimde belirdi. Esir düşünce anlıyordu Algren, kimin sevdiğini öldürdüğünü, düşman diye saldırdığının aslında ne kadar da haklı bir neden için ölümü göze aldığını. Acılarına taş basıp en büyük düşmanlarına bile insan olduğu için nasıl hizmet ettiklerini ancak gözleriyle görünce anlıyordu.
Şimdi de Yemen harbi geliyor aklıma; düşmanın esir düşen askerlerimizi açlıktan yediği öğrenilince askerimiz esirlere karşılık tonlarca erzak veriyordu.Ve bir anne canlı gelen esirlerin arasında oğlunu göremeyince nasıl da deliye dönüyordu. Şüphesiz o yavrusuna aşıktı. Ve bugün anneler kilolu gözükmemek için, kariyerleri için çocuklarını karınlarındayken öldürebiliyor. İnsani duyguları sadece tarih kitaplarında ya da film sahnelerinde bulmak ne kadar acıklı.
Bugünkü insan aşkın ne olduğunu sorgularken, aşkı bizzat yaşıyordu geçmişte nefes alan binlerce insan. Aşkın tarihini yazmak gerekseydi onu da insanlığın başladığı yerden, Hz Âdem’den başlatmak gerekecekti. Aşkın tarihini yazmaya çalışan insanlar hep olmuştur. Belki de bunu en edebi dille yazan ve adı en çok bilinen insan İbni Hazm’dı. Güvercin Gerdanlığı’nda şiirlerle hikâyelerle aşklardan bahsediyordu. Aşkın bugünkü gibi ayağa düşmüş bir kavram olmadığını anlarız daha kitaptaki ilk aşkı okurken. Ülkemizde aşkın izini süren belki de aşkın ifade biçimlerinden biri olan arabesk müzikle dalga geçiliyordu bir zamanlar. Hala üç beş aydın müziksever bir araya gelince arabeske taş atmaktan geri durmazlar. Halbuki arabesk müziğin muhtevasını oluşturan aşkın, kendilerinin televolelere malzeme olmuş aşkımsılarından daha güçlü ve saf olduğunu anlamak için arif olmaları gerekmez. Burada RTÜK Başkanı Zahit Akman’ı takdir etmeden geçemeyeceğim. Televolelerde çokça dedikodusu yapılan aşk muhabbetlerinin halkımızı rahatsız ettiğini bildiği için adı geçenlerin hemen hepsini evlendirme kampanyası yapmaya teşvik etmesi reklâm aşkların maskesini düşürmeye yetecektir. Yazının sonlarına yaklaşmış olmamıza rağmen hala bir aşk tanımlaması yapmadım fark ettiyseniz. Sadece neyin aşk neyin aşkımsı olduğunu hissettirir gibi oldum. 
Aşka tanımlama yapmak mümkün değil mümkün olmadığı gibi bu gerekli de değil. Aşk hiçbir kalıba sığdırılamaz ve bir kalıba sığdırmak deneniyorsa bilmeliyiz ki oradan aşk kaybolur belki hiç olmamıştır da orada. Aşka eş anlamlı kelimeler bulmak da mümkün değil. Bir yerlerde üç harf beş nokta diye tanımlanıyordu. Yani Arapça yazılışına dikkat çekerek sadece imlasından hareketle bir tanımlama yapılıyordu. Ama bu bile yeterli olmuyor çünkü Arapça da aynı tarife uyan başka kelimeler de bulunuyor. Aşkın başından beri ne olduğunu bilmediğimizi ona bir tanım getirememekle hatta getirsek de bu tanımlamanın yeterli olamayacağını görerek fark etmiş bulunuyoruz. Şimdi biraz da aşkın çeşitlerini karıştıralım.
Platonik aşk diye çokça duyduğumuz bir kavram var. Karşılıksız sevmek deniliyor. Buna bizi inandırmaları mümkün değil çünkü karşılıklı ya da karşılıksız olması aşka bir artı ya da eksi vermez. Aşkın tarifi olmadığı gibi tarafı da söz konusu değil.
İlk görüşte aşk da komik bir çeşitleme. Burada da aşka zaman verilmeye çalışılıyor. Hâlbuki aşkın zaman gözetmediğini anlamak onun oluşum sürecinin bilinmediğini bilmekle yeterli bir çözümleme. Ve düşünün artık insanları yüz yüze görmek zorunda değilsiniz fotoğraf makinesi icat oldu mertlik bozuldu yani. Daha bu işin kamera, video hatta youtube, facebook ayağı bile var. Ve ilk görüşte aşk aşka tamamen bir görsellik atfediyor. Halbuki körlerin de aşık olabileceğini hepimiz tahmin edebiliriz buna ispat gerekmez. O zaman ilk görüşte aşkı da def etmiş bulunuyoruz. Yasak aşk, sanal aşk gibi sıkça duyduğumuz tanımlamalara hiç girmesek daha iyi. Onların yanlışlığı adlarından da çok rahat okunabiliyor.
Aşk ve aşıklık anlaşıldığı kadarıyla kaybettiğimiz bir bilgi. Onların yerine sevgi ve sevgililik kavramlarını oturtmaktayız. Bu kavram değişikliği tarihin ve bilginin değişikliği oluyor. Hz Adem’le başlayan aşk tarihi Aziz Valentin’e kadar yok sayılabiliyor. Başı olmayanın sonu da olmaz. Son tahlilde (görüşte) aşk taze bitmiştir…

Bu yazı ilk kez GENÇ dergide yayınlanmıştır

Yorumlar (1) Yorum Gönder! Bağlantı

Mart 17, 2008 -

BİR ŞUBAT AKŞAMI RASTLADIM SİZE

 

Soğuk bir şubat akşamıydı. Elindeki gülleri verebileceğin birini bulamayıp gittiğin karlı yollardan geri dönmüştün. Belki de bu yüzden son bir umutla, o güllere beni layık görmüştün. Fakat alamazdım sadece benim için satın alınmamış gülleri. Benim için satın almış olsan da alamazdım. Çünkü çiçekçinin elinin değdiği bir gülü bana layık görüyordun. Sen çiçekçi olsan da alamazdım gülünü. Bilirim o gülü sen yetiştirmedin. Bir bahçıvan yetiştirdi o gülü. Sen bahçıvanın elinin değdiği gülü bana layık görmemelisin. Diyeceksin ki gülü bahçıvan tek başına yetiştiremez,  ben bahçıvan olsam da bilgim o gülü yetiştirmeye yetmez. Evet, doğru söylüyorsun bir gül yetiştirmek için bahçıvan olmak yetmez belki toprak olmak belki tohum olmak gerekecek. Sen toprak olmuştun da seni insan eden bir parça ruh verilmişti sana. Sen bu gülü çiçekçiden satın alıp bana verdiğin için benim sana aşık olmamı bekliyorsun. Hâlbuki ben o gülü yaratanı senin toprağına ruh katanı ve senin bana rastlamana sebep olanı da biliyorum. Şimdi söyle kime aşık olayım?

İlk kez GENÇ dergide yayınlanmıştır.

Yorumlar (0) Yorum Gönder! Bağlantı

Şubat 19, 2008 - unutma dostum

UNUTMA DOSTUMSUN

Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar
Meşeler göğermiş diyorsun, varsın göğersin
Anlamını yitiren bir şeyler mi var şimdilerde
Yazdığım şiirlere yabancıyım, sokaklara yabancıyım
Taşı delemiyor bir çığlık ve apansız
Su oluyorum ipince, kendime sızıyorum
Dünya yetmiyor bazan, bırakıp gidebilir miyim?
Kuşları ürkütülmüş bir dal gibiydin, öylesine mahzun!
Efkar da yakışırdı sana, ilk kadeh kekik kokardı
Unutalım mı şimdi kente indiğimiz o ilk günü
Sabahlara kadar okuduğumuz o kitapları
Sabahlara kadar düşüncelerimizde yaşattığımız hayallerimizi
Kar aydınlığında yürüdüğümüz o yolları
Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim

Yorumlar (3) Yorum Gönder! Bağlantı

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa

Menü

Ana Sayfa

Profilim

Arşiv

MESAJ BIRAKABİLİRİSİNİZ


DÖVİZ KURU

TARİHTE BUGÜN

DİĞER

BURAYA İSTEDİĞİNİ KOYABİLİRSİN